GenelManşet

Bu Çocukların Haklarını Kim Savunacak?

Yabancı ülkelerden ülkemize gelen çocukların eğitim haklarını kim savunacak? Okullarımızda, sınıflarımızda okutulan eğitim dilini bilmeyen çocukların yaşadığı çaresizlik. Ülkemize yabancı ülkelerden gelen ve ekmeğini bu ülkede kazanan ailelerin çocuklarının yaşadığı gerçekler.

Bu ülkeye gelmek onlar için belki bir zorunluluktur,
Belki kurtuluş ümididir,
Belki bir hayalin başlangıcıdır,
Belki bir hayal kırıklığıdır,
Belki bilinmez bir geleceğe açılan kapıdır,
Belki de “Kaderleri” diyerek kolayı seçtiğimiz bir yorumdur…
“Gelmeselerdi”, diyerek bu insani konuyu görmezden gelebilirsiniz.
Bizim çocuklarımızın eğitim haklarını gasp ediyorlar diyebilirsiniz.
Öncelik bizim çocuklarımızındır; o yüzden başlarının çaresine kendileri baksın da diyebiliriz…

Bu ülkede çalışması için, çalışma izni verdiğimiz, ailesi için oturma izni verdiğimiz; çalıştığı sürece vergi ve sosyal yatırımlarını aldığımız bu ailelerin çocuklarına eğitim vermek bu devletin sorumluluğudur. Dünyanın çok farklı ülkelerinden gelen bu çocuklar Türkçe bilmiyorlar. Büyük bir çoğunluğu İngilizce de bilmiyor. Doğal olarak bu ülkede çalışmasına ve konaklamasına izin verdiğimiz bu çocukların eğitim haklarını vermek de bizim sorumluluğumuzdadır.

Ülkemize geldikten bir süre sonra, tek kelime Türkçe bilmeden eğitim almak için gittikleri okullarda bu çocukların karşılaştıkları zorluklar nelerdir?

  • Tek kelime Türkçe bilmeden sınıfa yerleştirilen çocuğun çaresizliği, sessizliği…
  • Çevresindekiler tarafından kabullenip kabullenmeme süreci,
  • Aylarca geçecek zor ve sıkıntılı günler,
  • Diğer öğrenciler tarafından çoğu zaman olumsuz davranışlara maruz kalmak,
  • En temel ihtiyaçlarını bile anlatmaktan aciz olmak,
  • Çocuğun yeni geldiği ortamda yaşadığı psikolojik travma,
  • Dersleri takipte zorlanma sonucunda yaşanan birçok olumsuzluk,
  • Okulda devamsızlık yapma potansiyeli,
  • Disiplin sorunları yaşama potansiyeli,
  • Kötü alışkanlıkları kolay edinme potansiyeli,
  • Kötü arkadaş edinme potansiyeli,
  • Okul içi gruplaşmalar ve yaşanan çatışmalar,
  • Dili yanlış öğrenme gerçeği,
  • Pedagojik olarak yanlış başlayan uygulama.

Sınıftaki mevcut öğrenciler için de olumsuzluklar içermektedir.

  • Yabancı bir öğrencinin dönem ortasında sınıfa başlaması ile farklılaşan sınıf ortamı,
  • Zaten kalabalık olan sınıfların sayısının artması,
  • Öğretmenin yeni gelen ve anlatılan ders dilini anlamayan öğrenci için extra çaba sarf etmesi,
  • Eski öğrenciler için, öğretmen tarafından ayrılan sürenin kısalması,
  1. dünya ülkelerinden ülkemize çalışmaya gelen ailelerin devlet okullarımızda karşılaştıkları gerçekler ve yaşadıkları zorluklar ülkemiz devlet okullarının özellikle Girne bölgesindeki okullarda yaşanan bu durum, birçok açıdan yanlışlar ve sıkıntılar barındırmaktadır.

Ne Yapmalıyız?

  • Eğitim Bakanlığı ve Yerel yönetim ortak programlar yaparak sorumluluğu da beraber üstlenmelidirler.
  • Uyum sınıfları açılmalıdır.
  • Öğrenciler sınıflara doğrudan konmadan önce onlara Türkçe dil eğitimi verilmelidir.
  • Dil becerileri, diğer dersleri takip edebilecek seviyeye ulaştırılana kadar uyum sınıflarında eğitim görmelidirler (en az 6 ay).
  • Online eğitim ile uyum süreçleri hızlandırılmalıdır.
  • Uyum süreci boyunca dil eğitimi yanında ülkenin kültürel, sosyal, tarihi ve diğer özellikleri de yabancı öğrencilere tanıtılmalıdır.

Sosyal devlet olmanın sorumluluğunu Eğitim Bakanlığı yapmalıdır. Yerel yönetim olarak belediyeler, eğitimdeki sorumluluğunu bu yönde yapılacak çalışmalara destek vererek katkı sağlamalıdır.

Benzer Haberler

Başa dön tuşu