ManşetÖzel Haber

Nurten Yüksel’i Özlemle Anıyoruz

Dört Renk Matbaası ve Yenidüzen Gazetesi’nin emekçilerinden Nurten Yüksel’in vefatının ardından 6 yıl geçti. Ülkede barışı ve dostluğu savunan, herkes tarafından çok sevilen bir kişi olan Yüksel, vefatının ardından hala sevgi ve özlemle anılıyor.

CTP’nin birçok yetkili organlarında uzun yıllar görev alan Nurten Yüksel, yaşamı boyunca barış demokrasi ve toplumsal değerleri benimseyerek yaşadı.

Yüksel, gençlik örgütlerinde de yaptığı çalışmalar ile birçok gencin de hayatına dokunarak iz bırakmıştı.

Yaşamı boyunca birçok kişinin hayatına dokunan Nurten Yüksel’in sevenleri ve akrabaları 6. ölüm yıl dönümünde anılarını ve düşüncelerini bizlere anlattılar.

Nevin Yüksel: “O yalnızca çocularımın halası değildi; Yeğenlerinin tüm arkadaşlarının, tüm Girne çocuklarının ve gençlerinin halasıydı, ablasıydı. Folklor eğitimcisiydi.

Koyu bir CTP’liydi.

Çizdiği yolda, korkusuzca ilerleyen, görüşlerinden ve ideolojisinden ölünceye kadar ödün vermeyen bir idealistti.

Onu altıncı yıldönümünde sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz.”

Safay Hakoğlu: “Sevgili Nurten benim kız kardeşim gibiydi. Nurten’imle çok güzel günlerimiz olmuştu. Kimi zaman partimiz için omuz omuza mücadele ettik, kimi zaman içki masasında yeyip içtik. “Hade be Safay fıstık yap geliyorum” deyişini özledim. Yıllar geçse bile ben Nurten’imi çok özledim. Onu sevgi ve saygıyla anıyorum. Işıklar yoldaşı olsun.”

Semen Yönsel Saygun: “Nurten’le ilgili o kadar çok anımız var ki. Anıları düşünürken hepsini yeniden yaşadım. Benim Nurten’le dostluğum çok eskiye dayanır. Çok anı biriktirdik. Gün oldu arabayla dolaşmalar yaptık dertleştik, sarhoş olup masalardan kalkamadık, seçim öncesi hazırlıkları, sonrası heyecanları, sevinç ve hüzünleri yaşadık. Uzun yıllar her 1 Mayıs eylemlerine birlikte gittik. Telefon edip “Hadi geliyorum çık kapının önüne. Çabuk!”  derdi. İki ayağım bir pabuca girerdi. Telaşla çıkar kapının önünde gelmesini beklerdim. Bazen de iş çıkışı arayıp “Hadi kahveyi hazırla geliyorum.‘’ derdi. Böyle zamanlarda kısa sürede aceleyle kahvemizi içer, ondan batıp bundan çıkarak o kısa anlara her şeyi sığdırıp konuşurduk. Geldiğinde her zaman mutfakta ayni köşeye otururdu. Bugün orda resmi asılı bizim evde.

Bir gün yine telefon edip “Kahveyi hazırla geliyorum. Çok kalamaycam.’’ dedi. Biraz sonra “Bilsen ne yaptım.’’ diye söylenerek mutfak kapısından içeri girdi. Sonra olanları anlattı. Yine süratle arabayla gelmiş. Bizim evler birbirine çok benzer. Bizim apartmanın önünde duracağına bir apartman aşağıda durmuş. Mutfak kapısına doğru yürümüş, orda park edilmiş yeni bir araba varmış. “Ne be ama arabayı değiştiniz de bana hiç söylemediniz ?’’ diye söylenerek mutfak kapısını açıp mutfağa dalmış. Tabii karşısında bizim komşuyu ve karısını görünce utanıp özür dileyerek durumu anlatıp geri çıkmış. Gelip bize de anlattığında çok güldük. Bir lapa pilav konumuz vardı bir türlü ona takılmaktan vazgeçmediğimiz, bir de bu eklendi sonra. Her geldiğinde “E önce bir komşuya uğrasaydın.” deyip takılır olmuştuk. Canım Nurten’imin anıları bizimle yaşıyor. Özlemi hiç bitmiyor.”

Özay Kalyoncu: “Nurten’i henüz bir lise öğrencisiyken, evlenip Girne’ye yerleştiğimde DGD gençlik örgütünde tanıdım. DGD yöneticilerinden olan eşim gençlerin dersleri ile de ilgilenen bir ağabey konumundaydı. Ancak benim Nurten’le ilişkim daha ziyade iki arkadaş, iki dost şeklinde olmuştur. Mücadele arkadaşlığımız daha sonra CTP’de de devam etti. O dönemlerde pankartlar çok önemli bir propaganda aracı idi ve teknik olanaklar olmadığı için kendimiz el emeğimizle yapardık. Çoğu kez işler, birkaç kişinin fedakârlığı ile yürürdü. Bunlardan birisi de Nurten olduğundan birlikte çok vakit geçirirdik. Hem eğlendik, hem ürettik. Yine o yıllarda dayanışma yemekleri için de uygun salonlar yoktu. Bu nedenle de tüm organizasyonların yükü bizde, birlikte patatesler soyulur, ekmek fırınlarında kebaplar pişirilir, sonunda da herkes evine gittikten sonra bulaşıklar yıkanırdı. Belki de aramızdaki bağın gücü bundan gelmektedir. Saf ve temiz.

Daha sonra Nurten ileri basım evinde işe başladığında artık pankartları matbaada yaptıra biliyorduk. Yenidüzen’in ve bildirilerin harmanlanması için gece yarılarına kadar uğraştığımızı anımsarım. Bir yandan da yaptığımız sohbetlerin arada yendiğimiz çörek hellimin tadına doyum olunmazdı.  Anlayacağınız ilmik ilmik işlenerek verildi barış, demokrasi ve toplumsal ilerleme mücadelesi ve Nurten her zaman saflardaydı.

Gençlik örgütlerindeki çalışmaları ile pek çok gencin yaşamında iz bırakmıştır. Kadınların erkeklerin birlikte mücadelesini önemser, kadınların ayrı örgütlenmesine gıcık olduğunu söylerdi. Buna rağmen yurtsever kadınlar birliği veya CTP kadın örgütü için ihtiyaç duyduğum her türlü yardımı yapmaktan da geri durmazdı. Barış demokrasi ve toplumsal ilerleme için düzenlenen her etkinlikte coşku ve azimle ve umutla yer almıştır. Hayatının son yıllarında yakalandığı kanser hastalığı ile de barışık yaşadı, tıpkı düşlediği barış gibi. Geride birkaç satıra sığdırmayacağımız hatıralar bırakarak, kalplerimizde yaşamaya devam edecektir. Özlemişim!”

Yaşamı boyunca bir çok insanın hayatına dokunan, tanıştığı herkesin hayatında güzel izler bırakan ve amansız bir hastalık sonucu aramızdan ayrılan Nurten Yüksel’i vefatının 6. Yıl dönümünde saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz.

Benzer Haberler

Başa dön tuşu