Derya ve Ali Atamer’den Unutulmaz ‘Girne Belgeseli’

Özel Haber: Zerrin Yapıcıoğulları
Girne Belediyesinin düzenlediği “Girne Arkın Group Fest 25” etkinlikleri kapsamında, uzun zamandır merakla beklenen “Girne Belgeseli” gala gösterimi gerçekleşti. Yapımcılığını Ali Atamer, yönetmenliğini ise Derya Atamer üstlendi. 28 Eylül akşamı Girne Amfi Tiyatro’da ücretsiz olarak izleyiciyle buluşan belgesel, kentin geçmişten bugüne uzanan kültürel ve sosyal dokusunu beyaz perdeye taşıdı. Belgeselin yapım sürecini ve taşıdığı önemi, yönetmen Derya Atamer ve yapımcı Ali Atamer Sosyal Girneli Gazetesi’ne anlattı.

“SÖZLÜ TARİH, GİRNE KALESİ’NİN KORUNMASI KADAR KIYMETLİDİR”
Belgeselin fikir aşaması, aslında Derya Atamer’in yıllardır kurduğu bir hayale dayanıyor. Yönetmen Atamer, bu süreci şu sözlerle anlatıyor:
“Girne’de doğup büyüyen ve burada yaşamaya devam eden bizler için, kentin güzelliğiyle her gün karşılaşmak zamanla olağan ve sıradan bir hale gelebiliyor. Oysa biz, aslında dünyanın en güzel noktalarından birinde yaşıyor ve yaşlanıyoruz. Her yıl değişip dönüşen Girne’yi gelecek nesillere aktarırken, yalnızca kentin mekânsal dokusunu değil, insanlarının duygu ve düşüncelerini de yansıtmak gerektiğine inanıyorum. Çünkü sözlü tarihin gelecek nesillere aktarılması, Girne Kalesi’nin korunması kadar kıymetlidir. İşte bu inançla, neredeyse yirmi yıldır hayalini kurduğum Girne Belgeseli’ni hayata geçirmiş olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.”
Atamer ayrıca, bu süreçte kendilerine destek verenlere teşekkür ederek şunları ekledi:
“Bu fırsatı bize sağlayan Girne Belediye Başkanı Murat Şenkul’a, meclis üyelerine ve tüm belediye emekçilerine içtenlikle teşekkür ediyorum.”
“100’E YAKIN KİŞİYLE RÖPORTAJ YAPILDI”
Ali Atamer ise bu yolculuğun başlangıcını şöyle dile getiriyor:
“Girne Belgeseli fikri Derya’ya aitti ve o, bu hayalini uzun yıllar boyunca gerçeğe dönüştürmek için büyük bir çaba gösterdi. Mücadeleci bir kadındır Derya; hayaline ulaşmak için verdiği mücadelenin sonunda da başarılı oldu. Yaklaşık iki yıl önce çekimler başladı ve bu hayal gerçeğe dönüştü. 100’e yakın kişi ile röportaj yaptı, yüzlerce kişinin fotoğrafını çekti. Gala akşamında ise gözyaşlarını tutamayan izleyicileri ve çocukluğuna dönen Girnelileri gördüğümde, Derya’nın hayalinin gerçek olduğunu tüm kalbimle hissettim.”
“GİRNE’Yİ GERÇEKTEN GİRNE YAPAN İNSANLARIDIR”
Belgeselin Girne için önemine de dikkat çekiliyor. Ali Atamer, “Girne Belgeseli, kentin tarihini, kültürel zenginliklerini ve doğal güzelliklerini gelecek nesillere aktararak hem Girne’nin kimliğini güçlendirmekte hem de yeni nesil Girnelilere geçmiş Girnelileri tanıma imkanı sunmakta” derken, Derya Atamer ise “Girne’yi gerçekten Girne yapan, bu kentin tarihi yapısı kadar, bu şehirle bütünleşmiş insanları ve onların duydukları derin tutkudur. İşte Girne Belgeseli, geçmişin izlerini yalnızca yapılarda değil, insanların hafızasında ve kalbinde arayanlara bir kapı aralıyor” ifadelerini kullanıyor.
“HER JENERASYON FARKLI BİR GİRNE ANLATTI”
Belgeselin en güçlü yanlarından biri de çok geniş bir kuşağı bir araya getirmesi oldu. Yönetmen Atamer bu noktayı, “Belgesel, Girne’de 1930 yılında doğan Yaşar Sami’den başlayarak 2020’de dünyaya gelen çocuklara kadar pek çok yüzü ekrana taşıdı. Jenerikten finale kadar saymaya kalksanız, karşınıza 300’e yakın farklı Girneli çıkar. Her jenerasyon bize aslında farklı bir Girne anlattı. Ama benim için en kıymetlisi, her kuşaktan Girnelileri yan yana getirerek izleyiciyle buluşturabilmiş olmaktır.” sözleriyle aktarıyor.

Gala gösteriminin sürprizlerinden biri de seslendirme oldu. Dünyaca ünlü isimlere sesiyle hayat veren Zeynep Özden Ayyıldız, Girne Belgeseli’ni seslendirdi. Matrix’te Trinity, Yüzüklerin Efendisi’nde Galadriel ve Titanic’te Rose karakterlerini seslendiren Ayyıldız, gala gecesinde de izleyicilerin arasındaydı.
“GİRNE ZEYBEĞİ BELGESELLE HAYAT BULDU”
Müzik alanında da belgesel Kıbrıs tarihine yeni bir eser kazandırdı. Dünyaca ünlü piyanist Rauf Kasimov, belgesel için Girne Zeybeği’ni besteledi. Aranjesini ve orkestra şefliğini Ersin Kaşif’in üstlendiği eser, Studio Gelişim’de kayda alındı. Böylece belgeselle birlikte Kıbrıs müzik tarihine yeni bir parça eklendi.
Sonuçta, “Girne Belgeseli” yalnızca bir film değil; Girne’nin ruhunu, hafızasını ve insanlarının duygularını geleceğe taşıyan kültürel bir miras olarak tarihe geçti.
















