
Eğitim, bir ülkenin kaderini şekillendiren en güçlü silahtır; bilgi ise bu silahın keskinliği. Ancak, ülkemizde eğitimdeki eksiklik ve bilgiye yapılan yetersiz yatırım, yalnızca bireylerin hayatlarını değil, ulusumuzun geleceğini de derinden etkiliyor.
Bu eksiklik, toplumumuzun sosyal, kültürel ve ekonomik dokusunu zayıflatmakla kalmıyor; aynı zamanda bizi küresel rekabet sahnesinde geride bırakıyor. Bilgi, toprağı yeşerten yağmur gibi, bir ülkenin kalkınmasında olmazsa olmazdır. Ne yazık ki, bizim yağmurlarımız yetersiz yağıyor. Daha acı olan ise, kamu kurumlarında ve karar mekanizmalarında bilgi ve liyakatten yoksun kişilerin yer almasıdır. Bu durum, tarlaya tohum ekmek yerine çorak toprağa umut bağlamaya benziyor. Ülkemizin bu çoraklığı, ancak eğitimli ve donanımlı bireylerimizin değerini bilerek sona erdirilebilir. Fakat ne yazık ki, Kıbrıslı Türkler gibi kültürel anlamda eşsiz topluluklarımızın dahi kıymeti bilinmiyor. Dillerine ve kültürlerine sahip çıkmak bir yana, bazen azınlık kalan bu topluluğun alay edilerek (özellikle aksan konusunda) küçümsendiklerine bile şahit oluyoruz. Bu zihniyet, bizi zenginliklerimizi korumak yerine, onları yitirmeye sürüklüyor.
Gençlerimizin hayalleri artık bu topraklarda yeşermiyor. Ekonomik eşitsizlikler, hayat pahalılığı ve bilgiye yapılan yetersiz yatırımlar, ülkemizin en büyük hazinesi olan genç nüfusun yurtdışına göç etmesine neden oluyor. Onların hayalleri başka topraklarda filizlenirken, bizim ülkemiz ara eleman eksikliği, üretkenlik düşüşü ve toplumsal bir çoraklıkla karşı karşıya kalıyor. Bu kısır döngüyü kırmak için bilgiye, eğitime ve liyakate yatırım yapmak zorundayız. Turizm, bizi dünyaya bağlayan köprüdür; ama bu köprüyü yalnızca gece hayatı ve kumar masalarına indirgemek, ülkemizin kimliğini zedeleyen bir körlüktür. Havalimanından itibaren ziyaretçilere sunduğumuz imaj, yalnızca bu sınırlı perspektif üzerine kurulmuş durumda. Peki neden ülkemizin tarihi, doğal ve kültürel zenginliklerini tanıtan materyaller yok? Neden asırlık zeytin ağaçları, kaleler, müzeler, geleneksel lezzetler, yerel hikayeler ve folklörümüz bu hikayenin bir parçası değil?
Oysaki, bu topraklar yalnızca deniz manzaralı otel odaları ya da rulet masalarından ibaret değil. Ülkemiz, tarih ve kültürle yoğrulmuş bir eğitim diyarıdır. Ziyaret edenleri bile eşsiz gastronomik (özellikle meyhanelerde ve köylerde gerçekleştirilen festivallerde), doğal ve kültürel deneyimlerle birlikte zengin tarihi birikimiyle eğitebilmektedir. Turizmin gelişmesi için eğitim ve kültürden ilham alan bir anlayışı benimsemeliyiz. İşte bu noktada, “Cittaslow” şehirleri, Mehmetçik, Akdeniz, Bağlıköy, Lefke vb. köylerde uygulanan belli turizm modelleri bir umut ışığı olarak parlıyor. Sessiz, yavaş, sürdürülebilir ve çevre ile sosyal, kültürel ve tarihi değerleri koruyan bir yaşam tarzını teşvik eden bu şehirler hem turizmi hem de toplumsal bilinci geliştirmek adına birer model olabilir. Bu şehirler, bize hem turistlere hem de kendimize ne kadar değerli olduğumuzu yeniden hatırlatacak bir fırsat sunuyor aslında. Tek yapmamız gereken katkı koyarak bu turizm ürünlerinin hak ettiği değeri bulmasını sağlamak. Halk olarak ziyaret edip, bu alanlarda para harcamak, devlet olarak teşviklerle son kalelerin yıkılmaması için çaba göstermek.
Bir ülkenin gerçek zenginliği, yalnızca ekonomik göstergelerle değil, aynı zamanda tarihine, kültürüne ve değerlerine sahip çıkma kararlılığıyla ölçülür. Eğitim ve bilgi, bu kararlılığı besleyen damarlarımızdır. Ülkemizin hem turizmde hem de genel anlamda kalkınması için daha bilinçli adımlar atmak zorundayız. Zira, tarihimiz ve kültürümüz bir kez kaybolursa, onu geri getirecek bir zaman makinesi yok. Bu sorumluluk hepimize düşüyor.
Eğitim ve bilgiye yapılan her yatırım, geleceğimizi aydınlatacak birer mumdur. Bugün, kendi değerlerimize sahip çıkmak için daha kararlı olmamız gereken bir dönemdeyiz. Kendi yağmurumuzu kendimiz yağdırmazsak, toprağımızın bereketi de elbet kuruyacaktır.
Şimdi hepimizin kendine şu soruyu sorması gerekiyor: Geleceğimiz için gerçekten ne yapıyoruz ve daha fazlasını yapmak için neyi bekliyoruz?
















