KıbrısManşetToplumTurizm

Turizm Eğitimindeki ‘Yeni Normaller’

Covid-19 pandemisi sürecinde en büyük yarayı alan sektörler arasında turizm ve eğitim sektörleri bulunmaktaydı.

Covid-19 pandemisi sürecinde en büyük yarayı alan sektörler arasında turizm ve eğitim sektörleri bulunmaktaydı.

Hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla Covid-19 salgını sırasında birçok ülkede seyahat, turizm ve konaklama kısıtlamalarına (sosyal mesafe ve hijyen kuralları gibi) gidilmiş ve bu durum sektörde talebin azalmasına neden olmuştu. Bu YARIN’ın belirsiz olduğu o tarihlerde dünyanın hemen her yerinde insanlar sayısız politik, ekonomik, sosyal ve kültürel zarara uğramışlardı… Eğitim ve turizm kurumlarının uyması gereken kural ve düzenlemeler, turizm sektöründe faaliyet göstermenin maliyetlerini ve sorumluluklarını artırmış, bu da işletmelerin sürdürülebilirliğine ciddi zarar vermişti…

Bu durum turizm eğitiminde ‘yeni normaller’ sürecinin başlayıp, günümüze kadar gelmesine de vesile olmuştur. Eğitim kurumları bu yeni süreçte altyapısal olarak kendilerini yenilemek zorunda kalmıştır. Dünya Sağlık Örgütü’nün yönergelerini uygulamak konusunda baskı altında kalan ülkeler turizmin her segmentinde kısıtlamalara (yiyecek ve içecek hizmeti veren kurumlarda uygulanma zorunluluğu olan kriterler, ulaşımda ve konaklama da yüzde 50’nin dolu kabul edilmesi gibi) gitmişlerdi.

Bulunan aşılarla dünya çapında koronavirüs vakalarında azalma görülse de turizm sektörü bugün bile Çin gibi dünya devi ülkelerin seyahat kısıtlamalarına uğraması gibi sebepler yüzünden salgından etkilenmeye devam etmektedir. İnsan etkileşiminin en yoğun olduğu sektör olarak turizmde, Covid-19 sonrasında uzun vadeli bazı dönüşümler gerçekleşmiştir. Denetimlerin artması, devletin turizm işletmelerine daha fazla teşvik vermesi (özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelere ekonomik destek programlarının uygulanması) ve benimde içerisinde olup sertifika eğitimi verdiğim işletmeler için gerekli olan ‘Covid-19 Güvenli İşletme’ Hijyen ve Sanitasyon Eğitimi gibi eğitimler, altyapısal ve teknolojik gelişimler hem okullar hem de turizm işletmeleri için çok önemliydi.

Covid-19 döneminde pek çok öğrenci zorunlu olarak ülkelerine geri dönmüş ve uzun süre okullarına dönememişlerdi. Bu dönemde eğitimciler öğrencilerinin gelişimi için yaratıcı çözümler üretmek zorunda kaldılar. Tur rehberliği dersinde öğrenciler kendi ülkelerinde (maske ve mesafe kuralına uyularak) bulundukları bölgedeki tarihi mekânları videoya çekerek, anlatımlı sunum yapılması ve okulun sosyal medyasında paylaşılması koşuluyla proje üretmeye yönlendirilmişti. Bu proje uygulaması daha sonra Masterchef gibi programlarda ünlenen Video CV ile gastronomi eğitmenleri tarafından da uygulandı. E-turizm, pazarlama vb. derslerde Sanal Gerçeklik (Virtual Reality – VR) gibi uygulamalar turizm eğitimi veren okullar tarafından öğrencilerle buluşturularak onlara farklı deneyimler yaşama olanağı sağladı. Bu sayesinde insanlar, otel veya turistik cazibe merkezi (müze veya tema parkı gibi) fiziksel olarak gezemedikleri turistik yerleri sanal platformda ziyaret etme fırsatı yakalamaktadır (Örneğin: Amerikan Doğa Tarihi Müzesi). Bu sanal turla ziyaretçiler, dinozorların ve onların en ünlü temsilcilerinden biri olan tyrannosaurus rex hakkında bilgi edinebilir. Bu araçlar hızla yayılarak okullarda ve eğitimlerde yerini almakta, tur rehberliği ve uygulamalı derslerde gün geçtikçe daha fazla kullanılmaktadır.

Günümüzde birçok üniversite ve bunlara bağlı olan araştırma merkezleri kendilerini dijitalleşme ve inovasyon sürecinde desteklemeye yönelik bir strateji olan ‘Dijital İnovasyon Merkezleri’nin bir parçası olma, çeşitli proje ortağıyla hem öğrenme hem de işbirliği yapma şansına sahip olarak, e-turizm, endüstriyel güvenlik, robotik ve yapay zekâ uygulamalarına yönelik gelişim gösterme fırsatı yakalayabilir. E-turizmden bahsetmişken Uğur Kıroğlu kardeşimin ön büro dersinde uyguladığı Elektra web eğitimi de hem bulut kaydı ile eğitim kurumlarına GBlarca yer tutturmayan hem de ücretsiz bir uygulamadır. Kat hizmetlerinde benim uyguladığım ve en yaratıcı eğitmen ödülünü aldığım video uygulamalı projesi de güzel bir örnek olabilir. Bu projede öğrencilerden Covid-19 döneminde kendi evlerini tıpkı 5 yıldızlı bir otelin otel odasını temizler gibi (örneğin 3 defa kapı çalarak girmek, farklı bezlerle farklı yüzeyleri temizlemek gibi) belli standartlara uyarak temizlemelerini istemiştim.

Covid-19 salgını döneminden bugüne turizm eğitimi veren kurumlar, yüz-yüze dersleri dersleri başarıyla çevrim-içi ortama taşımak için Gsuite, Microsoft Teams, Edmodo, Blackboard ve MoodleCloud gibi hibrit sistemler yanında LMS yani Öğrenme Yönetim Sistemi’ni de benimsemiştir. Günümüzde öğrenciler birçok üniversitede derslerini çevrimiçi olarak alabilmekte dersle alakalı kitap ve diğer dosyalarını pdf ve ppt formatında bu platformlardan indirebilmektedir. Yaygın olarak harmanlanmış öğrenme olarak adlandırılan hibrit öğrenme, öğrencilere eğitim deneyimlerini değiştirme konusunda daha fazla özgürlük sağlamak için dijital medyayı ve teknolojiyi geleneksel eğitmen liderliğindeki sınıf etkinlikleriyle entegre eden bir öğretim stratejisidir.

Bu portallar giderek zenginleşen içerik ve görsel ve akıllı tahta kullanımına açık ilan panoları, çevrimiçi sınav ve ödev kaydı, turnitin kontrolü ve teorik derslerin powerpoint veya benzeri dosyalarıyla sınıfta ekran paylaşımı yapılarak sunumu, ders kaydı ve ödevler, e-kitabın yüklendiği sınıf ortamında open book sınav uygulamaları vb. uygulamalarla her geçen gün hem öğrenciler hem de öğretmenler tarafından daha da benimsenmektedir. Öğretmenler tarafından giriş yapılarak, düzenleme, öğrenciyi etkinliğe dâhil etme, belli programlar (BigBlueButton gibi) aracılığıyla canlı ders verme, dersi kayıt ederek daha sonra izletme ve Google Meets, Microsoft Teams ve Zoom gibi kanallar aracılığıyla toplantılara katılma gibi uygulamalar artık normalleştirilmiş çevrimiçi eğitim uygulamalarıdır.

Pokemon Go gibi oyunların otel içlerine monte edilip konaklayanların pokemon avına çıktığı, otel içi misafirler tarafından bile sıklıkla uygulanan Google 360o, misafirlere işletmelerle alakalı olarak harita üzerinde görülecek şekilde fotoğraf paylaşımı yaparak deneyimlerini paylaşmalarına olanak verilen (booking.com, tripadvisor gibi sitelerde yorum yapılması gibi), QR kod uygulamaların, ziyaretçilere otellerle etkileşim kurmanın basit ve anlaşılır bir yolunu sunan mobil ve sesle etkinleştirilen asistanların (Microsoft Cortana, Google Home, Amazon Alexa ve Apple Siri gibi) ve servis hizmetlerinde konsiyerjler gibi robotik eklemelerin (Star Wars droidlerine benzeyen komilerin) zamanla turizmde yaygınlaşması (hali hazırda kabul edilen yeni normallerle birlikte) kaçınılmaz gibi görünmektedir.

Benzer Haberler

Başa dön tuşu